4 Eylül 2009

BİR KANAYIŞIN HİKAYESİ

bana bilmediğim yerlerden sorma
bir sayıdan ondan bir sonrasından
tarihleri takvimlere adayan
bir savaşta atlasını kaybeden ülkelerden
kendi içine doğru yırtılıp giden
bir yaranın kabuklaşan eski kanayışlarını sorma
insanlardan ve ayrılıktan sözü açılan
hangi çocuk
hangi oyunun tarlasında
bakir ve sevmekten ikmale kalmış
bir genç kızı taşlarken
nerede masumlaşır diye
sorma bana
bir şarkı kimi anlatır mesela
kendini ters yüz eden
bir yürek
derisinin altına
ne kadar rahat olabilir
büyüyerek ısındığı ocakta
bir adam
yanan gölgesine bakıp
ne kadar bayındır
kaç devir
kendine dönebilir
diye sonra sorma
başkasında sözü
duvarlara kürk mantosunu örten
kadın
gözlerinden ırmaklar inen bir yetişkinden
neyi gizliyordu/dan
yazısına küsmüş bir kalemin ucunda
lâl olmuş mürekkeple
dilinde değirmen taşı yürüten cümlelerden
terhis olmuş itiraflara kadar
uzanan söylemiyle
hayata fallar açan
bilim nedir diye
sorma bana
siyaha kara bir maske giydiren niyetiyle
temsilin kör batağında
ikinci kuşak sorulara verilen
riyakar bir cevapla
bana
bilmediğim yerlerden sorma.



Mustafa Karaosmanoğlu

2 Eylül 2009

Utanıyorum

Önce insanlığımdan Utanıyorum

Bir anne nasıl olurda dört kızını pazarlar
nasıl kızlarının p....liğini yapar

Bir anne nasıl olurda 2 yaşındaki kızını
fuhuş bataklığına 500 tl karşılığında satar


bumu insanlık?
bumu Annelik?
anne olmasam anlıycam kadını

ama bende anneyim ve anlamıyorum
beyin hücrelerim çatlıyor böyle bir ihtimali düşününce

Eğer bu kadın anneyse
ben anneliğimden utanıyorum
ilerde hayat kadını olması için gülünç bir para karşılığı kızını satabiliyorsa
Ben anne değilim

ne anneler var ne cefalar çekiyorlar
sırf çocukları için
ne anneler var kaç kumayı, kaç tekme tokatı,kaç haddi hesabı olmayan hakaretleri kabulleniyor sırf çocukları için
annelik duyguları ,kadınlık duygularından ağır bastığı için

Anne olmak zordur
ama dünyanın en güzel duygusudur


Süreyya Karabulut

çıkmadığı tv kanalları,çıkmadığı gazete kalmadı
herkes onunla birlikte ağladı ve üzüldü
kızını tam bir ölüstar yaptı çıktı
Öldüğü gönden beri haber olmadığı tek bir kanal olmadı.

sonuç;

kızının kanını 3 milyon euro'ya karşılık kan parası istemiş
yani çıktığı tv'lerde
timsah gözyaşı dökmüş
o parayı nasıl isteyebilmiş,
amaç neolursa olsun
nereye harcarsa harcasın
sonuç itibariyle parayı veren kızının katilinin amcası
helalik parası adı altında

oysaki düne kadar polisleri suçluyordu
görevlerini yapmıyorlar diye
önce oturup insanlık görevlerini tartıp biçsin


ben değil para istemeyi
aynı havayı bile tenefüs etmem

bumuydu babalık
bumuydu insanlık

ben anneliğimden de
insanlığımdanda utanıyorum

30 Ağustos 2009

Buruk Kutlama


Canım arkadaşım Asyaselda yazmamı istemişti
Bugün 30 Ağustos Zafer Bayramı
Kutlamalar yaılacak
Ama!!
ya durduk yere 10 şehit vermiş aileler bugün kutlamayı nasıl yapıcak!!
Ceza olarak pimi çekilmiş pombayı 45 dakika tutabilmiş askerin ölüm kalım savaşı
45 dakika dayanabilmiş parmakları
resmen işkence
arkadaşlarının komatanından korkup yardım edememesi
ve sonunda 4 askerin şehit oluşu

Bumudur asker eğitimi?

Peki ordunun döşediği mayınlara basan 6 asker
sonrada PKK'nın üstüne atması

Bugünkü kutlamalrda onlarda olucaktı
bir hiç uğruna pisi pisine haince şehit olmasaydılar

Bugün 30 Ağustos Zafer Bayramı

İçiniz rahatmı kutladınız?

87 yıl önce Türkiye için zafer kazanılmış
kürt,türk,çerkez,alevi demeden
ya şimdi bölündü bölünecek

tek dil

tek bayrak

tek devlet

olması dileğimle

Azerbaycan Türk tvlerini yayından kaldıracakmış

dilleri bozuluyo diye

biraz onlardan ders çıkarmak lazım

26 Ağustos 2009

Bekçi

Bekçi

Devlet bir gün geniş ve boş bir araziye geceleri göz kulak olacak bir bekçi işe

almaya karar verir.


Bir süre sonra düşünülür ; ‘’Peki talimatlar olmadan bekçi işini nasıl yapacak’’

Bir planlama birimi kurulur ve planlamayı yapmak üzere iki kişi işe alınır.


Bir süre sonra ‘’İşleri yapıp yapmadıklarını nasıl kontrol edeceğiz’’ diye

düşünülerek iki denetmen işe alınır, biri denetim yapar diğeri raporları yazar .

Bir süre sonra ‘’ Bunların maaşları hesaplanıp nasıl ödenecek ‘’ diye tartışılır ve


bir muhasebeci şefi, bir katip, bir de istatikçi işe alınır.


Bir süre sonra ; ‘’Peki bunlardan kim sorumlu olacak.’’ Diye düşünülür ve bir müdür


ve iki de müdür yardımcısı işe alınır.


Bir süre sonra, ülkede ekonomik kriz çıkar ve bütçedeki masrafları kısmak için bekçi


işten çıkartılır...

25 Ağustos 2009

Ödül



Üç arkadaşım 'Kreativ Blogger'ödülüne beni layık görmüşler

Çok teşekkür ederim

Beni onurlandırdınız

Ödül verenleriniz çok olsun:)

Hakan-can
Emine
desperately-in-love

23 Ağustos 2009

Al Sana Açılım

Hürriyet gazetisi yazarı Yılmaz Özdil'in yazısı
(anlamayanlar için kapak)
Al sana açılım


27 senedir gazetecilik yapıyorum... Ve, çalışma hayatımın en enteresan "sansür" olaylarından biri geldi başıma... "Açılım"ı destekleyen arkadaşların, iyi okumasını öneririm.



Tatilden döndüm...

"Kürtçe" başlıklı

bir yazı yazdım.

Bugün çıkacaktı.



Şöyle başlıyordu:

"Kimimiz Türk, kimimiz Kürt, kimimiz Laz, kimimiz Çerkez... Yahudimiz, Rumumuz, Ermenimiz, Rus gelinlerimiz, Alman damatlarımız; uzatmayayım, ’mozaik’ derler, değiliz aslında, ’ebru’yuz, koskoca bir aileyiz... Ve, ortak bir vatanımız, ortak bir resmi dilimiz var bizim; Türkçe... Bizi, biz yapan."



Şöyle devam ediyordu:

"Dünyaya entegreyiz; İngilizce de öğreniriz, Japonca da... Elbette, anadilini de, mesela Kürtçeyi de öğrenmek en doğal hakkıdır yurttaşların... Ama, bu doğal hakkı, ’açılım’ adı altında, ’resmi dil’ haline dönüştürmeye çalışmak, bizi biz olmaktan çıkarmaz mı? ’Bizi bize yabancı’ hale getirmez mi? İki lisanlı toplum olursak eğer... Birlikte yaşamak isteyen, sorunlarını konuşa konuşa çözme iddiasında olan, ancak, birbirinin dilinden anlamayan bir toplumu, hangi tutkal bir arada tutabilir?"



Ve, şöyle bitiyordu:

"Silahla beceremeyen bölücülerin tuzağına düşmemeli Türkiye... Kanın durması için teröriste bile şefkat gösterilebilir; bakarsın, tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır... Fakat, farklı dil, kardeşi kardeşe yabancı haline getirir, ki, terörden tehlikelidir."



Yazı buydu.

Peki "sansür" nerede?

Şurada...



Yazıyı Kürtçe yazmak istedim!



Hayır...

Amacım, Türkiye’nin en etkin gazetesinde ilk Kürtçe makaleyi yazan kişi olmak değildi... Yukarıdaki satırları okuyacaktınız ve anlamayacaktınız.

Amacım işte buydu.



Araya "ikinci resmi lisan" girdiğinde... Farklı etnik gruplara mensup olan, ancak, Türkçe konuşarak, Türkçe yazarak, Türkçe okuyarak "anlaşan" bir toplumun, nasıl aniden birbirine yabancılaşacağını görecektik...

Kanıtı da, bu yazı olacaktı.



E hani sansür?

Buyrun...



Kürtçe bilmediğim için, Türkiye Çevirmenler Derneği’ne başvurdum, "Bu yazıyı Kürtçeye çevirmek istiyorum" dedim. "Hay hay" dediler, İstanbul’daki "yeminli tercüme bürosu"nun telefonlarını verdiler. Aradım... "Hay hay" dediler, Kürtçe tercüman bulmak için iki gün izin istediler ve çevirme ücretinin de 180 lira artı KDV olduğunu belirttiler... "Hay hay" dedim, fatura bilgilerimi gönderdim, yazımın Kürtçe tercümesini beklemeye başladım.



İki gün sonra... Türkiye Çevirmenler Derneği’nden aradılar... "Kürtçe tercüman bulduklarını, hatta 8 tane Kürtçe tercümana başvurduklarını, ancak 8 tercümanın da bu yazıyı Kürtçeye çevirmek istemediğini" söylediler...



Allah Allah!

Niye birader?

"Yazının içeriğini uygun bulmamışlar!"



(Bu arkadaşlar "yeminli" tercüman ama, yeminleri bi acayip... İçeriğini beğenirlerse, tercüme ediyorlar, beğenmiyorlarsa, etmiyorlar... Sanırsın, tercüman değil,

sansür kurulu!)



İşte böyle...

Terör, bizi bölemez.

Lisan, böler.

Cart diye.



Bizi bize yabancı eder.

Kanıtı da bu yazı.

5 Ağustos 2009

Başbakan'a fıkralı göndeme


CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu
öyle güzel dokundurmuş ki anlattığı iki ayrı fıkra ile
Kılıçdaroğlu'nun ilk fıkrası şöyle:


``Birisi bakmış ki, duvarda milyarlarca saat var. (Bunlar ne saatidir) diye sormuş. (Dünyada herkesin bir saati var kardeşim, kim yalan söylerse onun saatinin yelkovanı oynuyor), diye cevap almış. Bakmış ki, duvardaki bir saatin akrep ve yelkovanı 12'nin üzerinde durmuş. Ve (bu kimin saati) demiş. (Türkiye'de bir Mustafa Kemal var, hiç yalan söylemiyor, bu onun saati) demişler. Sonra, Mao'nun, Lenin'in saati hangisi falan diye sorarken, (bizde bir de Tayyip Erdoğan vardı, onun saati hangisi) demiş. Melek diyorki; (vallahi onun saatini Azrail aldı. Biliyorsunuz, cehennem çok sıcak orada onu vantilatör olarak kullanıyormuş) diyor.”

Anlattığı fıkra ile Sabih Kanadoğlu'nu da güldüren Kemal Kılıçdaroğlu,
ısrar üzerine panel sonunda bir fıkra daha anlattı.
“Bir de politikacı fıkrası anlatayım” dedi,



Bakın Başbakan'ında hoşuna gitmiş nasıl gülüyor:)

“Bir toplantı yapılıyor ve herkes görüşlerini söylüyor. Politikacıya, (sende bir konuşma yapar mısın) diyorlar. (Yok yok ben yapmayayım) diyor ve ısrar ediyorlar, (sende konuş, herkes konuştu) diyorlar ve (peki) diyor politikacı. Çıkıyor kürsüye ve başlıyor konuşmaya. Bir saat, iki saat, üç saat, dört saat, yatanlar, kalkanlar, dışarı çıkanlar, geri gelenler falan oluyor ve bir türlü bitmiyor konuşması. En sonunda politikacı demiş ki, (Yahu arkadaşlar ben sanki biraz uzattım. Sabah erken evden çıkarken saatimi yanıma almayı unutmuşum) diyor.
Arka taraftan genç birisi bağırmış ve beyim sen bırak saati yanındaki takvime bak demiş.”
Kılıçdaroğlu süpersin

1 Ağustos 2009

Türk Olmak Zor


Zaferler kazanıldığında, savaşa Türk,Kürt,Alevi,vs vs.. diyemi katıldı bu halk?
Türkiye Cumhuriyeti kurmak için savaşmadı mı Kürtler'de?
Atatürk böylemi yapmıştı!?
Sayın Başbakana biri dur demeli
Nedir bu açılımlar
Nedir bu parçalanmışlık,asıl bölücülüğü şimdi yapmış olmuyormu?
Bukadar Kürt Açılımı yetmezmi?
İki devlet,İki bayrak mı olucak
Napıyosun Erdoğan??????
Birleştir!!!!
Bölme!!!!
Türk Kürt Kardeştir ayrım yapan kaleştir....
Aşağıdaki yazıyı ben yazsaydım aynı şeyleri yazaardım
Duygularım ve düşüncelerim bundan farklı olmazdı
Aslında çok şeydir, Türk olmak.

Türk olmak, Osmanlı'nın borcunu ödemektir. Hovarda babanın borçla yaşayan evladı gibi.

Kosova'da ve Bosna'da, Batı Trakya'da ve Makedonya'da bilmem kaç asır geçmişte kalan meselelerin hesabını vermektir.

Türk olmak Kıbrıs'ta, Hocalı'da, Anadolu'da ve Balkanlar'da soykırıma uğrayıp karşılığında yapmadığın soykırımla suçlanmaktır.

Türk olmak faşist olmaktır, vatanına, milletine, tarihine sahip çıktığında
Türk olmak demokrat ve çağdaş olmaktır, vatanına, milletine, tarihine sövdüğünde...

Türk olmak lisanının Avrupa'da yasaklanmasıdır ve yine Türk olmak kendini ve derdini anlatamamaktır.

Avrupa'da hor görülmek Türk olmaktır, ataların bir çok asır önce Viyana'yı kuşattığı için ve hoş görülmemektir tabii ki sadece kuşatıp; Napolyon gibi bütün Viyana'yı yakmadığın için.

Türk olmak Selanik'te Pontus Anıtı'nın, Viyana'da çiğnenen yeniçeri minberinin ve Malta'da papazın üzerine bastığı Türk bayrağı heykelinin önünden geçmektir.

Türk olmak zordur, çetindir ve eziyetlidir. Üç kıtadan dönüp, bir küçük yarımadada misafir muamelesi görmektir.

Sayısız imparatorluk kurmak Türk olmaktır, aynı zamanda sayısız imparatorluk yıkmak da Türk olmaktır.

Arabaya koşulan ilk atın vatanında, ilk yazılı antlaşmanın imzalandığı yurtta, yazının bulunduğu, paranın icat edildiği her metrekaresinden bereket fışkıran bu yurtta, kalkınmak için yabancı sermaye beklemektir.

Türk olmak; Truva'dan bu yana, Sümer'den bu yana serpilerek gelse de, tarihten eski bu topraklarda, bütün zamandan damıtılarak gelen yüksek değerlerine rağmen, bir haftalık hafıza ile yaşamaktır.

Doğu Roma'yı da Batı Roma'yı da yıkıp, yeni Roma olan AB'ye girmeye çalışmaktır Türk olmak.

Türk olmak, Mostar'da köprüdür, Kerkük'te kaledir, İstanbul'da Kızkulesi'dir, Anadolu'da buğdaydır, Çukurova'da pamuktur, Ege'de tütün, Karadeniz'de fındık, Trakya'da ayçiçeğidir.

Türk olmak Çanakkale'de ölmektir. Çanakkale'de ölmeden önce düşmana su vermektir, onun yaralısını sırtında kendi hastanesine taşımaktır. Düşmanın ardından rahmet okumak, kanlısından helallik almaktır.

Sabahları odana rahmet dolsun diye, camı açmaktır. Kar yağdığında kayak yapmayı değil, evsizleri düşünmektir. Balkon köşesine kuşlar için, kışın ekmek kırıntısı, yazın su koymaktır. Yağmura rahmet, kara bereket diye bakmaktır.

Türk olmak, harap bir ülkede, zengin ülkelerin müstemlekesini reddedip, tahtadan kılıç ve ipten üzengi ile, paylaşacak ve sahiplenecek tek varlığı fakirlik olmasına rağmen, yedi düvele meydan okumaktır.

Türk olmak askere davul-zurna ile uğurlanmaktır, belki de dönmeyeceğini bilerek.

Türk olmak, annenin şehit oğlunun ardından 'Bir oğlum daha olsun, onu da vatan için göndereceğim.' demesidir. Babanın gözyaşlarını tutarak, tabutuna son kez dokunurken 'Vatan sağ olsun!' demesidir.

Türk olmak 'Türk çayında radyasyon olmaz!' yalanları ile, 'Gusül abdesti alana AIDS bulaşmaz!' dolanları ile yaşamaktır. Her hükümetin enkaz devraldığı, ama asla ardında enkaz bırakmadığı ülkede olmaktır.

Türk olmak, ecdadın yaşadığı kıtlıktan dolayı, çayın yanında gelen şekerden fazla olanı garsona geri vermektir. Aynı nedenle Türk olmak, yemeği ziyan etmekten korkmaktır. Göz hakkına, diş kirasına saygıdır.

Türk olmak. Evindeki bir kap aşın yarısını tanrı misafirine vermektir. Kendi yerde, misafiri döşekte yatırmaktır Türk olmak.

Türk olmak, milli maçta ağlamaktır. Ayhan Işık'a, Belgin Doruk'a aşık olmaktır.

Türk olmak, aşkını ölesiye sevmektir. Aşkı için ölmektir, öldürmektir. Sevdiceğinin elini bir kez tutamadan, toprağa girmektir. En güzel aşk şiirlerini yüreğinde hissetmektir. Eşkiyaya türkü yakmaktır, Türk olmak.

Milletine sövmektir, ama başkasına sövdürmemektir, Türk olmak.
Türk olmak Yunus'u bilmektir, Aşık Veysel'i sevmektir. Mevlana'yı, Hacı Bektaş-ı Veli'yi ve Hoca Yesevî -tek bir satırını okumasa da yüreğinde taşımaktır.

Türk olmak, saz çaldığında, ney üflendiğinde, kös dövül düğünde ve kaval çaldığında, yüreğinin derinlerinde bir sızı sezmektir, bir de Yemen Türküsü'nde... Hayatın sana verdiklerine 'Nasip', vermediklerine 'Kısmet' demektir. Her işin 'Hayırlısına' inanmaktır ve ağlamamak için çok gülmekten çekinmektir.

Türk olmak, Asya'da batılı, Avrupa'da doğulu diye tepki görmektir. Irk sözünü bilmeden yaşamak, yaradılanı Yaradandan ötürü sevmektir.

Magazin programları ile dizilerin arasına sıkışsa da, silkinip üzerindeki ölü toprağını atabilmektir.

Türk olmak, mahalle maçı için aynı saatte, on kişi buluşamazken, milyon kişinin bir araya gelmesidir. Tavla oynarken bile kavga ederken, milyon kişinin kavga etmeden gösteri yapabilmesidir.

Türk olmak, buhran zamanında Arjantin'de de mağazalar yağmalanırken, daha ağır buhranda sıraya girerek, sorumlusuna en ağır cezayı tek bir cam kırmadan sandıkta kesmektir.

Türk olmak en zayıf gününde bile dünyaya meydan okumak, en dertli gününde bile her ufunetin bir şafakta biteceğini bilerek tevekkül göstermektir. Zor iştir Türk olmak.

Türk olmak Anadolu'da her düşen yağmur damlasına hamdetmek, her çıkan başak için şükretmektir.

Türk olmak, medeniyetler mezarlığı Anadolu'da dik durabilmektir.

Türk Olmak;
NE MUTLU TÜRKÜM diyebilmektir...

27 Temmuz 2009

Berbat Bir Pazar Günü

Pazar günü Beylikdüzünde pazar var diye Ablamlarla kalktık gittik çok oyalandık
e benimde karşıya eve geçmem lazım saat geç ben telaş yaptım ordan Ümraniye ye gelmek iki saatimi alır Ablamlar illede kal diye ısrar ediyorlar ben bikere gidecem dedim ya kimse tutamaz beni
"dediğim dedik çaldığım düdük"tiplerdenim:)
Ben kimseyi dinlemedim saat 18:30 bindim Avcılar minübüsüne
ordan metrobüs felan
son olarak Kadıköy'den Ümraniye Otobüsüne bindim
binmez olaydım!!!
Göztepeye geldiğim sırada
ayakta kapı tarafındayım
bi ses geldi hani kola çok salınınca açtığın zaman pıst deyip patlar ya
öyle bir ses üzerimde birşeyler hissediyorum
Arkamı bi döndüm aman Allahım
adamın biri kusmuş
bune talihsizlik
bune iğrençlik
başıma geldi böyle
o anki halimi ve içinde bulunduğum ruh halimi anlatamam
adam önceden demiş kusucam diye ama almamış önlemini
benim gibi birkaç kişide nasibini aldı ama
en nasiplenen ben oldum çünkü hemen arkasındaydım
arkam olduğu gibi pislik
tanımadığım adamlar arkamı temişzlemeye çalışıyor
oan kaza yapmış olmayı tercih ederdim
abartmıyorum isterdim
Ee bi düşünsenize kusan birini görmek midenizi bulandırmaz mı?
Bulandırır tabii
adam benim arkamı lavabo gibi kullanmış resmen
eve gittim yarım saat duş
kendi vücudumdan iğreniyorum
kabus gibiydi
kıyafetlerimi en uzun programa aldım
Hatfa sonum çok berbattı
Gözüm açık gördüğüm kabustu

25 Temmuz 2009

Bunalttın!!


Neden insanlar bu kadar ısrarcı olurlar anlam veremiyorum?
Hayır diyorsa hayırdır uzatmanın ne alemi var?

İstemeyince dahamı ulaşılmaz oluyoruz ,
Bilmemki nedir

Daha bir hırs yapıyorlar kendince,
İstemiyorum kardeşim zorlamı(evet zorla)
Zorla güzellik olmaz!

Öyle dışardan bakınca ahım şahım biride değilim ki
Karşımdakine hak veriyim

Ama bi karşılık ver sanki balonmuşçasına sönüveriyorsun onun gözünde
Hayır demek onu daha cezbediyor
dahada imkanızlaşıyorsun onun yanında

Sen onun gözünde ulaşılmaz olunca,O'da aksine gözünde dahada bir basitleşliyor
Eee bu kadar ısrarçı olursan basitte olursun,
Değersizde olursun
Seni istemiyorsa bırak daha beter üsteleme
Bu sadece senden dahada uzaklaşmasını sağlıycaktır
Lütfen karşı taraf "hayır"diyorsa rahat bırakın


Bu sizi daha yüceltir

Asil bir davranış sergilersiniz

Bukadar yüzsüz olmak zorunda değilsiniz!!!

Bunaltma!..

23 Temmuz 2009

Merak&Neden


-Küçüklüğümden bugünüme kadar ilk merak ettiğim "Allah" çok merak ediyorum?
-Türkçe dünya dili olucak mı(bu aynı zamandada hayalim)merak ediyorum?
-Erkekler eşlerini aldatığında akşam eşlerinin yanına döndüğünde ne hisseder
suçluluk hissine kapılır mı?
-Rüyamda neden sürekli misket görüdüğümü merak ediyorum?
-ıssız bir adaya düşersem naparım merak ediyorumHakan-can'a gönderme):)
-Neden bir kadın 20 yıl çocuk doğurmak için uğraşıp çocuğu olmazken,diğer taraftan normal şartlarda çocuğu olan bir kadın çocuğunu bir çırpıda terk edebiliyor merak ediyorum?
-Nasıl öleceğimi merak ediyorum?
-Bazı blog yazarlarını çok samimi,yakın görüyorum onları görmesemde Seviyorum
link vermeye gerek yok,yorum yazdıklarım kendilerini biliyorlar:)Acaba onlarda benim için böyle düşünüyorlar mı merak ediyorum?
-Neden Tunceli'de okul yokken en çok üniversite mezunu ordan çıkarken,hemde şartları elverişsiz okul yok bütün çocuklar şehirde okumak için ailelerine özlem çekerek yokluk içinde okurken.
Parası olduğu halde okul evinin dibindeyken anne baba zoruyla okuduklarını merak ediyorum?
-Neden kimseye hayır diyemiyorum?
-Neden evlenince aşk bitiyor?Bekarken cazip gelen neyki,evlenince o caziplik kırılıyor?
-Birgün Anne ve Babama okul yaptırma hayalim gerçekleşeçekmi merak ediyorum?
-Ergenekonu çok merak ediyorum?
Fazla merak iyi değilmiş,Meraklı Melahat'a adım çıkacak:)
kediyi merak öldürmüş:)(kedileride hiç sevmem)Merakımı burda bıraksam iyi olur

28 Haziran 2009

Kadın ve Sanat

Belki sizin de hoşunuza gider
Video: Sanat Ve Kadın   Benzer: kadın, women, resim, çizim, art

Deniz Koydum Adını

Grup Yorum-Metin Kemal Kahraman


Nerde kendini bilmez çocuklar
Bir sabah öylece çekip gittiler
Çınladı alkışlar kör sokaklarda
Yankısı kime kaldı

Deniz koydum adını
Kederi bende kaldı
Uzak köyler kurdum birbirine
Denizine aldandım

Acının surlarında ateşler yaktık
Vuruldu şehirler soluksuz kaldık
Kendine çekildi bütün zamanlar
Gölgeler orda kaldı

Deniz koydum adını
Kederi bende kaldı
Uzak köyler kurdum birbirine
Denizine aldandım

27 Haziran 2009

Nazım Hikmet , Kerem Gibi







KEREM GİBİ

Hava kurşun gibi ağır!!
Bağır
bağır
bağır
bağırıyorum.
Koşun
kurşun
erit-
-meğe
çağırıyorum...

O diyor ki bana :
- Sen kendi sesinle kül olursun ey!
Kerem
gibi
yana
yana...
"Deeeert
çok,
hemdert
yok"
Yürek-
-lerin
kulak-
-ları
sağır...
Hava kurşun gibi ağır...

Ben diyorum ki ona :
- Kül olayım
Kerem
gibi
yana
yana.
Ben yanmasam
sen yanmasan
biz yanmasak,
nasıl
çıkar
karan-
-lıklar
aydın-
-lığa...

Hava toprak gibi gebe.
Hava kurşun gibi ağır.
Bağır
bağır
bağır
bağırıyorum.
Koşun
kurşun
erit-
-meğe
çağırıyorum.....

24 Haziran 2009

Sıcak

Oyle bir sıcak var ki Mersin de
insanlar nefes almakta zorlanıyor
cole gıtmıs gıbıyım
bır kere dus almak yetmıyor
2dakıkka yurumek yetıyor bronzlasmaya
hıc sezlongda uzanıp yaglanmaya gerek yok

29 Mayıs 2009

İsTANbul'um


Bugün İstanbul'umun Feth edildiği gün
İstanbul'u çok severim
Sanki Fatih benim için Feth etmiş


birde Kızkulesinin resmini koydum Anadolu yakasında oturuyorum diye:))
12 yıl aradan sonra İstanbul'da yazı geçiremeyeceğim
Mersin'e gidiyorum uzunmu uzun bir tatile

İstanbul Fetih Marşını yazmak istiyorum

Yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek;
Dağlardan çektiriler, kalyonlar çekilecek;
Kerpetenlerle surun dişleri sökülecek

Yürü, hala ne diye oyunda oynaştasın?
Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın!..

Sen de geçebilirsin yardan, anadan, serden....
Senin de destanını okuyalım ezberden...
Haberin yok gibidir taşıdığın değerden...

Elde sensin, dilde sen, gönüldesin baştasın...
Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın!..

Yüzüne çarpmak gerek zamanenin fendini...
Göster: Kabaran sular nasıl yıkar bendini?
Küçük görme, hor görme, delikanlım kendini

Şu kırık abideyi yükseltecek taştasın;
Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın!..

Bu kitaplar Fatih'tir, Selim'dir, Süleyman'dır.
Şu mihrap Sinanüddin, şu minare Sinan'dır.
Haydi artık uyuyan destanını uyandır!..

Bilmem, neden gündelik işlerle telaştasın
Kızım, sen de Fatihler doğuracak yaştasın!..

Delikanlım, işaret aldığın gün atandan
Yürüyeceksin... Millet yürüyecek arkandan!
Sana selam getirdim Ulubatlı Hasan'dan....

Sen ki burçlara bayrak olacak kumaştasın;
Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın!..

Bırak, bozuk saatler yalan yanlış işlesin!
Çelebiler çekilip haremlerde kışlasın!
Yürü aslanım, fetih hazırlığı başlasın...

Yürü, hala ne diye kendinle savaştasın?
Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın!..

Nihat Sami Asya

26 Mayıs 2009

GİTTİM


Bir hüzün çörekleniverdi kalbimin tam ortasına
geçmişin girdaplarında pişmanlıklarla boğuşurken buldum kendimi
Ahh şu keşkeler yokmu...
Hüsranlar,bi geçmiş bukadarmı acıtır(!)?
Duygular bekletilmiyor
Kalbim kelebek olsaydı kanatlanıp uçardı bu acıdan
Gitmek kolaydı ya sonrası?

24 Mayıs 2009

Evlilik Yıldönümünüz Kutlu Olsun



Bugün Anne ve Babamın 33. evlilik yıldönümüydü...
birbirlerini çok severek evlenmişler
Halada çok severler
Şimdiki 2 yıllık evliliklere bakılırsa gerçekten kutlanması gerkmiyormu?
Bence gerekiyor çünkü;artık evcilik olmuş evlilikler
Modern yaşam,medeniyet derken nerdeyse evlilik kavramı yok olucak gibi
bazı kesimlerde hamile kalınca evleniyorlar neymiş efendim modern çağdaymış
yemişim modernliğini
Neyse Kutlama yapıcaktım laf lafı açtı:)
Nice bir 33 yıl daha diliyorum
ve kutluyorum 33 yıl boyunca evli kalıp, hemde mutlu oldukları için
Öyle Anne ve Babam olduğu için mutluyum...
Herkese böyle uzun ve mutlu evlilikler dilerim

22 Mayıs 2009

Pişmanlık



Genç kadın hamile kalınca hep yakarış halindeydi..
Karnında ki bebek ölsün diye Allah'a hergün yakarıp dururdu,Neolur bebek ölsün içimde doğmasın.Bebek ölmese eğer ben öleyim doğum masasında.Doğum zamanı gelmişti ama bebek bir türlü doğmuyordu anne adayında ise tarifsiz sancılar ve acılar ,suni serumlar hak getire nafile,iki gün geceli gündüzlü dayanılmaz acılar çekmişti uyumak ne mümkündü.Doktorlar son çare sezaryana karar verdiler bebek ölmek üzereydi çünkü.Sonuç annede bebekte sağlamdı taki onuncu güne kadar ogün annenin ayağı önce hafiften (şimdi geçer burkumuşumdur diye geçirdi içinden)saatler ilerledikçedeacısı büyümüş tarifsiz ıstıraplar çekmeye başlamış.Sabaha kadar acıdan ağlamıştı,sabah olunca hasteneye gittiler.
Annenin vücudu doğumu kaldıramamıştı,
Doktor;şükür etmelesin bu kötünün en iyisi deli olabilrdin demişti.
Ayağı iyleşmiş bebek iki yaşına gelmişti.
birgün birden bir düşünceye daldı.o anda farkına vardı
Bu o'na Allah tarafından verilmiş bir cezaydı.
Bebek ve kendi için ölüm duaları yaparken sadece sakatlanmıştı
Bu bir ceza ve cezanın ilkiydi
İyi dualı Yaradan mükafatlandırıyor
Kötü dualarıda böyle cezalandırıyordu
Hemde ilkini aratacak kadar başka cezalar vererek
O mahsum bebeğe o küçüçük omzuzlarına ne yük yüklemişlerdi.
Tek sucu yanlış anneye sahip olmaktı......

15 Mayıs 2009

Etme


Çok sevdiğim Arkadaşım Buruk
sayesinde bu şiiri dinleme fırsatım olmuştu 2 sene önce
çok sevdiğim nadir şiirlerden biridir
Birde Yılmaz Erdoğanın seslendirdiği versiyonu var müthiş
Ben çok beğendim ve sevdim
Belki sizde beğenirsiniz..,

Şemsin Gidişi

Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun etme
Başka bir yar başka bir dosta meylediyorsun etme
Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı
Hangi hasta gönüllüyü kasdediyorsun etme
Çalma bizi bizden bizi gitme o ellere doğru
Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun etme
Ey ay felek harab olmuş alt üst olmuş senin için
Bizi öyle harab öyle alt üst ediyorsun etme
Ey makamı var ve yokun üzerinde olan kişi
Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun etme
Sen yüz çevirecek olsan ay kapkara olur gamdan
Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun etme
Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan
Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun etme
Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer
Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun etme
Ey cennetin cehennemin elinde olduğu kişi
Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun etme
Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize
O zehiri o şekerle sen bir ediyorsun etme
Bizi sevindiriyorsun huzurumuz kaçar öyle
Huzurumu bozuyorsun sen mavediyorsun etme
Harama bulaşan gözüm güzelliğinin hırsızı
Ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun etme
İsyan et ey arkadaşım söz söyleyecek an değil
aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun etme

Mevlana Celaleddin Rumi

14 Mayıs 2009

BEŞİKTAŞIM Sen Çok Yaşa




Bir bayan olarak futbolla pek bi ilgim olmasada
bu Şampiyonluğu kutlamıycağım anlamına gelmez...
Bütün Beşiktaşlıları Kutlar ve Öperim

12 Mayıs 2009

Hayalerimi Mimledi:)


Çok değer verdiğim yüreği güzel insanÖykü mimlemiş
Hayal Listem başlıklı mim
Benim öyle çok hayallerim yoktur...
Öncelikle sadece şuan hayal kurduğum şeyi yazıcam
yukardaki resim gibi
deniz kenarında
elimde bir kitap ve hamağın üzerinde yavaş yavaş sallana sallana kitap okumak şuan tek hayalim , sonra ara verip buz gibi karpuz yemek
Ama küçükken ve hala devam eden bir hayalim var umarım(ama hiç sanmam)bir gün gerçekleşir Annem ve Babam adına bir okul yaptırmak
ve kendi adıma
eğitime okadar çok önem veriyorum ki
hep en çok ve en gerçekçi hayalimdir
Hiç umudum da yok ama adı üzerinde hayal işte
hayallerimin en ağırı ve ilki okul yaptırmak
bende Digital Kelebeğe,Neslihana,Zeugmaya,i wish i could ,Soğuk Duş Etkisi ,İnsan Sevgisi: hakan-can,
Gönderiyorum!!

Çocukluk İşte


Çocukluğum çok mutlu geçti,
Anne ,Baba iş dolasıyla ilgisizdi ama,
hiçbirşeyimizide eksik etmezlerdi
sokakta arkadaşlarla akşam ederdik
ne dert, ne gam
sadece oyun ,sadece eğlenmek
Bütün dertlerden,bütün geçim sıkıntısından bi haber
sınırsızca oynak..
yani çocuk olmak
Ama hep bir büyüme hevesim vardı
büyüme hevesim vardı ama hiç evlenme ,
beyaz gelinlik giyme hayallerim yok tu
en pembesinden sadece büyümekti
Bir gün yine dışarda arkadaşlarla oyun oynuyoruz
evimizin karşısında yarım kalmış hayallerim gibi bir inşaat vardı
sonra o inşaat tamamlandı yıllar sonra ama benim hayallerim öylece yarım kaldı
inşşatın pirketleri de duruyodu merdivenlerinde duvar yaptık arkası boşluk
kızkardeşim geldi oyuna dahil oldu evcilik oynuyoruz diğer pirketleride buzdalabı yapmıştık :))
kızkardeşim arkasına yaslandı ve aşağı uçtu
o korkuyla kardeşimi kan revan içinde yerde bırakıp evimize pekte yakın olmayan parka kaçtık
sonra kim buldu noldu Annem kızdımı hatırlamıyorum:))
Ama çok güzeldi.....
Bir daha hiç dönemiyceğim güzelliklerdi!

11 Mayıs 2009

Ödül



Bana bu ödülü layık gördüğü için desperately-in-love çok teşekkür ediyorum
desperately-in-love

7 Mayıs 2009



Bugün içim içime sığmıyor,
Bugün mutluyum,
Bugün ruhum dingin,inanılmaz bir iç huzura eriş,
bugün rahatım,bugün bir hoşum
bugün dilimde bu şarkı..
Seven kızın romanı,
yada sevilmeyen kızın romanımı desem:)

6 Mayıs 2009

6 Mayıs,3 Fidan



Bugün altı Mayıs Hıdırelez günü
Bugün 6 Mayıs üç gülün solduğu gün
Bugün dilekler dileriz,hıdırelez olduğu için,kimbilir onlarında ne dilekleri ne istedikleri vardı,
ama soldurdular işte,son istedikleri sorupta yerine getirmemek nedir?Bu nasıl vicdandır ,bu nasıl insanlıktır,
oysa tek istedikleri demli bir çay ve samsun sigarası,
hiç mi? çay içerken vicdanınız sızlamadı be insanlıktan nasbini alamamış mahlukatlar
yastığınıza kafanızı rahat koyabildinizmi?
vicdanlarınızın sesleri kulaklarınızı sağır etmedimi?
Hepinizden iğreniyorum
Üç fidanı toprağa verdik daha nice üçler yeşerecek o topraklardan
bugün dilek hakkımı kullanmıyorum,Ruhunuz şaad olsun
mekanınız zaten (Cennet)

Yıldızlar ve DENİZ GEZMİŞ

Dün kayan bir yıldızda gördüm seni,
kirli sakalın ile gülüşün bütünleşmişti
ve parkan üzerindeydi...
sen asıldığında...
mahkeme kayıtlarına geçen.

Dün kayan bir yıldızda gördüm gözlerini
ve gözlerinde halkımı...

Eğer sen asılmasaydın ve tanışsaydık seninle,
bu iklimsiz coğrafyanın üşüyen bir şehrinde...
sana tek bir soru soracaktım...
o kocaman halkı, nasıl sığdırdın
gözbebeklerine...

Belkide bu yüzden sen dünyanın en güzel DENİZ'isin

Onur Coşkun

4 Mayıs 2009

Kan Kanseri



Murat Göğebakan,
Malesef ki kan kanseri olmuş,, Çok üzüldüm
iki yıl önce tesadüfen gittiğim bir yere
Murat Göğebakan sempozyum için gelmişti bende oturdum dinledim ve çok etkilenmiştim
Ailesinden ayrı büyümüş
Çocukluğu hasretiçinde geçmiş...
Ve o konuşmada benim en çok Eşine olan sevgisi,tutkusu,aşkı dikkatimi çekmişti
Nasıl çekmesindi ki o nasıl bir sevdaydı
Eşi evde yokken asla yatak odasında yatmazmış
Çok üzüldüm,
Biran önce kurtulmasını dilerim,
bu hastalık öyle illet bir hastalık ki
hem bedeni hemde paranı yok ediyor
çok masraflı bir hastalık
müzik şirketi cdlerini piyasaya bir daha sürsede
tedavisi için harcasalar diye ümid ediyorum !

2 Mayıs 2009

İlk Önce Kim Şeytan Oldu



Gitmek istiyorum...
Gidip kaçmak istiyorum..Bu duygulardan bu duyguların esiri olmuş insanlardan
Hoşgörüsüzlüğün acımasızlığından
Değersiz değer yargılarından
Sözde aşk diye alıtında iğrençlik yatan,
Ucuz et peşinde koşanlardan
Ruhunu şeytana satmış
Ruhsuz,
Ölü benizli insanlardan
Ve en acısı kendimden...
Yüreklerinin ortasında çöreklenivermiş hayasızlık
Beyinleri sulanmış
Bu nasıl Şehvettir ki?
Bedenler soyundukça ruhlar Gizlenmiş!!!
Örtünmüş gark olmuş
Bu nasıl et tutkusudur ki?
Gururu ,onuru,haysiyeti,hiçe sayarlar
Ahlaksızlıklar almış başını gidiyor...
Tanrım nezaman çirkefleşti duygular¿.
İlk önce kim ruhunu şeytana sattı¿?
Sen sevdiğim!!!
Eğer onursuz,sorgusuz,gurursuz,haysiyetsiz bir aşksa
istediğin ben yokum....
Hoşçakal...arsızın,namusuzluğun Tanrısı.
Hak ettiğin yer olan cehenemin dibini boylaman dileğimle
Hoşçakal...

30 Nisan 2009

DeğişiM ve YüzleşMe



Birkaç gündür aksilikler ve talihsizlikler
peşimi bırakmıyor sağolsunlar
Elbet bunuda atlatırım
Neleri atlatmadım ki
Hayatımda çok büyük Radikal
kararlar aldım!
Hayatı yaşamak gibi
Gel gitler olmadan
Önyargısız,
Hayatım boyunca hep İyi İnsanlarla
karşılaştım ben
Karşımdakiler hep iyiydi
Çünkü;ben çok iyi niyetliydim
Halada öyleyim
Biraz Kezban,
Biraz Leyla'yım
Ama ben hep benim
Kırılgan ve alıngan
Çok çabuk incinen!
Ve varsa inçitiğim affına sığınıyorum!

28 Nisan 2009

Gün Bittimi


Bugünümde bitti!
Bitmesini istediğim okadar şey varken
evet sadece günüm bitti
Biten şey günüm oldu
Ömrüm yerinde duruyor
Durmaması gerektiği gibi
inatla
iyi bir savaşçı gibi
Gün bitti
Ben bitemedim

27 Nisan 2009

Lost Günü

Bugün lost günü
3 sene önce bir arkadaşım
Lostu izlerken durmadan w.c ihtiyacım oluyor demişti
bi çaresini bulamadık,
nedeninide bulamadık
Heycan olabilir diye düşünüyorum
Lostu izlemeye başlamam
Arkadaşımın w.c olayından sonra oldu:)
2 ödüllü dizi izlenir değilmi(?)
Seviyorum diziyi hernakadar bazen sacma gelsede izliyorum ve büyük bir beğeniyle takip ediyorum hatta pazartesiyi iple çekiyorum
Belkide öyle bir yerde yaşamayı hayal ettiğimdendir
belkide Jack'dir (Matthew Fox)nedeni
Kimbilir!!

25 Nisan 2009

Yenilendim




Düne bir sıva çektim bugün


sınav sonuçlarım berbat ama


biraz fütursuz takılcam


Zaten rahatlık batmıştı


öyle derdim falan da yoktu


Yarın bi Kadıköy yaparım


iyice kendimede gelirim


morelim nakadar iyi olursa olsun


Hayat seni yine sevmiyorum


yine sevmiyorum


Belki 40 lı yaşlarımda hayıflandığımda severim


ama ozamanda geçmiş olcak


yani yine sevimsizin Hayat


eminim çok keşkelerim ,çok pişmanlıklarım olacak


Olsun!!


6 yıldır yalnızım


sanki bi sevgilim olsun istiyorum


ama korkuyorumm


ben aşkı beceremiyorum


kıskanılmak


önemsenmek


sahiplenilmek


sakınılmak


istiyorum


gerçekten istiyormuyum bilmiyorum

24 Nisan 2009

Başlıksızım!





Bugün çok sıkkın canım


Vücudumun en ufak zerresinin


yaşamaya hevesi yok


Yorgunum!


70 yaşındayım


Mutsuzum!


Herşey boş,


Hayatı sevmiyorum


Yaşamak anlamsız. manasız


memnuniyetsizliğim asil

22 Nisan 2009

Kadın Olmak Zor Zanaat

Dün Arkadaşım yanıma geldi,hayırdır Canım dedim erken değil mi?Patrona kızdım erken çıktım dedi. Sohbet koyulaşınca işin iç yüzü ortaya çıktı.İki hafta önce işe başlamıştı,hemde benim aracılığımla:(
Adam evli ve çocuklu
Arkadaşımda evli bitanede oğlu var
Adam ilk günden başlamış cinsel konular konuşmaya
Arkadaşım tavrını koymuş ama nafile neye yarar
bide adam cimriymiş pislik herif
doğru dürüst yemek bile vermiyomuş
Arkadaşım sürekli tersliyormuş adamı senin yüzünden bütün erkeklerden tiksindim demiş ama adam pişkin hiç umursamamış bile.
Gecenlerde hani bazı insanlar konuşurken karşısındaki insanları eeler yada dokunur ya buda öyle yapmış arkadfaşım hemen itmiş herifi
Senin eşine böyle yapsalar hoşuna gidermi demiş
Adamın cevabına bakarmnısın yaşatmam anında öldürürüm demiş
Ee ozaman bu ne lahana bune perhiz
Evdekiler namuslu seninki namusta .çalışanlar namusuzmu be adam
Dün kayışın koptuğu ,arkadaşımın zivanadan çıktığı olaysa bütün gün aç kalmış ve dokunarak konuştuğum gün varya o gün b.....dım demiş ve sekreterle patron arasında ilişki olabilir demiş
nevri dönmüş kadıncağızın başına çantayı indircam git demiş
Bana bunları anlatınca çok utandım ,çok üzüldüm yerin dokuz kat dibine girdim
Hem ben aracı olduğum için
hemde kadınlarımı bir cinsel opje gibi gören pislik herifler olduğu için
Bayan olmak gerçekten çok zor.Hani kaba bir tabir vardır ya kuyruk sallama diye
kuyruk sallasanda aynı, sallamasan da aynı
Bide adam bir tipsiz, bir tipsiz,kel,dişsiz,çirkin, lanet herifin teki
neyine güvenip böyle şeyler yapar anlamadım
yakışıklı olsa bi yere kadar anlarım
yakışıklı olması taciz edeceği anlamına gelmez ama adama taşkınlık yapıyosa yakışıklılığına güvenir
ya bu herif iğrenç
Ardaşımdan çok özür diledim ,sarıldım,öptüm
O da sen nerden bilicektin ki böyle adi olacağını
Ama kendi içimde eridim
sonra evine giiti
dayanamadım arkasından gittim yine özür dileim
Akşam tekrar başka bir iş görüşmesine gittik bu adamıda gözüm tutmadı
Nedir bu kadınlarımızın çektikleri?












20 Nisan 2009

Kalabalkık mı? Yalnızlık mı?



Yalnızlık herzaman tercihimdir.

Eğer kişi kendi isteğiyle yalnız kalıyorsa ondan daha mutlu kimse yoktur

tam tabiri tadından yenmez:)

Hafta sonu iki gün ev çok kalabalıktı,

bir çurcuna, bir kıyamet, bir gürültü iki gün 20 güne bedeldi resmen

Bütün aile İstanbulda olmamıza reğmen her birimiz bir uçta oturunca bu kalabalıklar kaçınılmaz oluyor!!

Herkesin kafası kazan misali

her ağızdan bir ses, birde bu gürültüye benim oo çoık meşhur kahkahalarım eklenince:))

Eee altı çocuk,altı(çocuk değiler Canavar bunlar)

altı tanede erişkin olunca gürültüde kaçınılmaz haliyle

Annem hep derdi ki 2 çocuk bir araya geleceğine on büyük olsun daha iyi

Bu kalabalığın en güzel tarafıda yemek masası oluyor:)

Resmen sıtkımız sıyrıldı

Neyse ki herkes akşam evine gitti

Yalnızlık gibisi yok

16 Nisan 2009

AŞK


AşkSigaramın ucunda dumandan külden senden yani ateşten ibaret
Çekiyorum içime işliyorum yüreğime
Seni sevgini
Her çekişte iç çekişlerimde ortak oluyor bana
Sevdan bir sigara kadar yakın
Sigaramın dumanı kadar uzak bana
Külüyüm sevdanın
Ateşinle yanarken dumanınla kayboluyorum
Bitmeden sigaram bir yenisini sarıyorum sararan parmak uçlarımda
Tıpkı tıpkı sararttığın yüreğime sevdanı sararcasına
Defalarca bıkmadan
Sen gitmek için çabalarken ben defalarca sarıyorum sevdanı yüreğime
Aşkım sevdan bir sigara kadar yakın dumanı kadar uzak bana
Ateşinle yanarken küllerim bile sızlıyor külüyüm sevdanın
Ayağının altında eziyorsun her defasında
Aşk sigaramın ucunda dumandan külden senden yani ateşten ibaret
Yakıyorsun her defasında…
Aşk herkesi kırar biraz
Eksilmesin acısı şükret
Varsın ağlasın dalda kiraz
Herkes kendine sürgün biraz
Çocuk gülüşün dünden bir yara
Aşk bize sıla
Günler gelir ve büyürüz elbetAşk bize gurbet
Ayışığı dalgakıran
Yarada tuz aşktan kalan
Ayışığı tende bıçak
Giden sürgün kalan kaçak
Aşk bize sılaAşk bize gurbet
Kapansın yarası şu gecenin
Ayrılıklar örtsün üstümü
Kimim kimsemdi ah gözlerin
Gidecek yeri yok kimsen

14 Nisan 2009

MOR

MOR

Pembe kadar çok severim

Mor rengi sevenler gözü yüksekte olan insanlarmış araştırmama göre

rahatlarına düşkün,

hazırı seven armut piş ağzıma düş tipi insanlar Mor rengi tercih ederlermiş

Şuan üzerimde Mor var:)

Pembe



PEMBE

En sevdiğim renktir Pembe (moruda unutmiyim)

Romantik,çekici ve dişi bir renktir

Hayaller hep Pembedir

Pembe;Mor ve Beyazla çok güzel kombine olur

11 Nisan 2009

Merhaba!

Merhaba diyerek başlıyorum

hem, "merhaba"kelimesini sevdiğim için hemde anahtar ve giriş bir kelimedir.

Tanımadığımız veya yeni bir ortama girdiğimizde kapıyı açan bir anahtardır.

Merhaba diyerek blog kapısını açıyorum bakalım neolacak:)

buarada nakadar çok "Merhaba" kelimesini kullanmışım:))